Kasım 6

Transaksiyonel Analiz (TA) Çalıştaylarında Bizi Neler Bekliyor?

wordle-view-of-workshop-feedback

Transaksiyonel Analiz metodunun en temel felsefesi üç kapasitenin; farkında olma, spontanlık ve samimiyetin varlığı ile ortaya çıkar. Çeşitli kurum ve organizasyonlarda yapılan çalıştaylar boyunca bu farkındalığı ve grubun bu kapasitelerini harekete geçirecek çalışmalar hedeflenir. Bununla birlikte katılımcıların, hem eğitmen hem yönetici olarak çalışma ortamlarında karşı karşıya gelecekleri durumlarda daha olumlu ve verimli etkileşimler kurmalarına yardımcı olacak, TA kavramlarını çalışmaları hedeflenir.

Yetişkin Eğitiminde Birlikte Yaratma (Co-Creation) Kavramı
TA çalıştaylarında, klasik ve bildik eğitim anlayışının dışına çıkarak, farklı bir grup dinamiği yaratma, farklı bir eğitimci /kolaylaştırıcı modeli yaratma yönünde kullanabilecekleri teknikler, doğrudan uygulamanın içinde yaşayarak/yaşatarak hayata geçirilir. Alışılagelmiş eğitim senaryolarının tam tersine, TA çalıştaylarında, hem katılımcı he de TA uygulayıcısı “yetişkin eğitimlerinde kullanılan co-creation ve co-structuring” modellerini uygulayarak katılımcının ihtiyaçlarına göre ajandayı belirler. Bu modelde katılımcıları, TA uygulayıcısıyla birlikte çalıştayın ajandasını, salon içi (zamanlama, cep tel, molalar vb..) kuralları birlikte belirlerler. Bu çalışmanın riskli bir yönü de bu tarz demokratik öğrenme ortamlarına alışık olmayan katılımcıların, güç noktası ve belirleyici olarak TA uygulayıcısını görmeyi beklemeleridir. Bu kararları almak için yapılan tartışmaları, vakit kaybı olarak değerlendirebilirler. Çalıştayda profesyonel beklentilerin duygu ve düşüncelerle birlikte alındığı anlarda karşılaşılan başka bir zorluk da, katılımcıların, kendi ihtiyaçlarından ziyade, TA Uygulayıcısının getirdiği konuları merak etmeleri yönünde ihtiyaçlarını dilegetirmeleridir. Satış, iletişim veya yönetim geliştirme alanlarında yapılan TA çalıştaylarında, katılımcıların çok azı kişisel gelişim ihtiyaçlarını açıkça ifade eder. Bu da uygulayıcının profesyonel seviyede katılımcılarla yapacağı anlaşmayı netleştirmesinde karşılaşılan noktalardan biridir.

Öğrenme Ortamında Güç ve Gücün Kullanımı
Bazı katılımcılar, TA uygulayıcısının otoriter tarzıyla, bazı kuralları belirlemesine hazır olarak gelirler ve bu tip “birlikte yaratma-yapılandırmaya ayrılan zamanı gereksiz bulabilirler. Alışılagelen eğitim ortamlarından farklı olarak TA çalıştaylarında, çalışmanın başlangıcından itibaren grup içi ve grupla TA Uygulayıcısı arasında eşit, Ben+, Sen+,Biz+,TA Uygulayıcısı+ yaşam pozisyonlarıyla çalışma hedeflenir. Yetişkin eğitiminde, çocuk eğitiminden farklı bir şekilde sorumluluğu veya gücü öğretmenden alıp, yetişkin katılımcılarla paylaşmak hedeflenir. TA çalıştaylarında, klasik eğitim sisteminde alışılan “hoca figürü” yerine “kolaylaştırıcı ve katılımcı eğitmen” ve gücü grup içinde dağıtarak eğitim ortamı yerine demokratik bir grup anlayışıyla, sorumlulukların ve gücün paylaşıldığı bir öğrenme ortamı yaratılmak hedeflenir.
Doğal olarak tüm çabalar ve grubun deneyimi, Tuckman’ın takım evrelerinde tanımladığı oluşum-çatışma-uyum-performans aşamaları yaşanır, bu tespit de katılımcılarla paylaşılabilir.

Samimiyet ve İçtenlik
TA’nın temel felsefelerinden bir diğeri de samimiyet ve içtenlik üzerine kuruludur, bu noktada katılımcıların öğrenme ortamına gündelik iş yaşamındaki ünvanlarından arınmış bir şekilde gelmeleri beklenir. Kendi ego durumlarını ve favori iletişim kanallarını belirlemeleri ve çevreleriyle kurdukları etkileşimlerde farklı ego durumlarını harekete geçirerek etkileşimde bulunabilecekleri seçenekleri üzerinde durulur. Bu noktada “ünvanları bırakma” uygulamasıyla, öğrenme ortamında kendi benlikleriyle bulunmaları hedeflenir.. Bu çalışma görünürde uygulaması kolay görünmekle birlikte, çalıştay boyunca yapılan çalışmalarda katılımcıların bazıları ünvanlarından ve egolarından kurtulamayabilirler.
TA Uygulayıcısı, çalıştay boyunca, daha katılımcı, demokratik ve samimi bir model çizerek, katılımcılarla grup içi ilişkide “sen” “ben” “biz” etkileşimlerini cesaretlendirebilir, ancak katılımcıların, kurumsal davranış biçimlerinin dışına, bu öğrenme ortamında çıkmaları zor olabilir. Çalıştayın içeriğinden bağımsız “hoca” ve “öğrenci” arasında, sınırları eşit olarak çizilen bir ilişki katılımcıların kendilerini özgürce ifade etmelerini güçlendirir, ancak bu da kültüre bağlı olarak, eleştirel geribildirim verme davranışlarını pekiştirebilir. TA çalıştaylarında yapılan analizlerde olumlu temas iletisi verme alışkanlıklarının güçlendirilmesi gerekir.

TA Kavramlarıyla Analiz Yetisi Kazanma
Katılımcıların, çalışılan her kavram ve kavramın pekişmesi için verilen uygulamalarda, kendi analizlerini yapmaları teşvik edilir. Ancak genellikle bu tip çalışmalarda, çoğunluğun ilk refleksi, kavramları kendileri dışındaki kişilerin analizi üzerinde çalışmak olur. Kendilerini duygu-düşünce-davranış olarak verilen kavramlarla satıcı, yönetici, eğitmen vb. olarak değerlendirmeleri,TA Uygulayıcısının uyaran vermesiyle gerçekleşmesi beklenir. TA çalıştaylarında, son derece hızlı, sonuç odaklı ve sorgulayıcı tarzda çalışan gruplarda bu refleks, çalışma akışında zaman kazandırmakla birlikte, bazı katılımcıların, kendilerine yönelik çalışmalarda içedönük bakışlarında yaşadıkları direnç, kavramları içselleştirmelerinde zorluk çıkarabilir.

Sonuç
Psikolojik yönü ağırbasan ve katılımcıların her kavramı olabildiğince kendileri üzerinde çalışarak samimi paylaşımlarla birbirlerinden öğrenecekleri bir ortam yaratma hedefi, birbirleriyle rakip olan bir ekipte gerçekleşemeyebilir. Bazı katılımcılar bu çalıştayı bir eğitim olarak görmeyi ve ortamı kendilerinin eğitimle ilgili referans çerçevelerinden değerlendirmeyi seçebilirler. Her TA çalıştayının ardından, verilen geribildirimler kuşkusuz TA Uygulayıcısının çalıştayı yeniden yapılandırmasına ışık tutmalıdır.

Yetkinliği yüksek ekiplerle çalışan, vizyoner organizasyonların, katılımcılarını, yetişkin eğitiminde farklı görüş, ve davranış biçimlerini yaşayarak öğrenmeye hazırlamaları, geleceği planlamalarını kolaylaştıracaktır.