Mart 14

Karar’ın Psikolojisi

karar
KARARIN PSİKOLOJİSİ
Birçok danışanım yaşamında önemi kararlar alırken yaşadığı zorlukları anlatarak gelir bana, içlerinde erteleme yolunu seçenler, kararı başkalarına bırakanlar, olumsuz sonuçlarını düşünmekten kendini alamayanlar, karar vermenin stresiyle baş etmeye çalışırken esas konuyu, odağını kaçıranlar ve daha niceleriyle çalıştım. Birlikte bu işin ne kadar stresli olduğunu gördük. Bizi beklemeyen koşullar ve hayat, zamana bağlı verilmesi gereken kararlar, içerdiği riskler işin dışsal faktörleri bunları yönetmek elbette zor, buna bir de kişinin psikolojik süreçleri eklendiği zaman karar süreci daha çetrefilli bir hal alır.
Danışanlarımla yaptığım çalışmalarda kişinin durumu yönetmesini önceliklendirecek stratejileri çalışmayı ilk aşamaya alırım. Çünkü o anda bana gelme sebebi yaşadığı zor durumdur. Olayları ve durumları yönetebilme becerilerini kazanması öncelikli hale gelir. Başlangıç aşamasında psikolojik süreçlerinin derinine inmek, zaman faktörü ve kendi koşulları içinde sıkışmış kişinin işini zorlaştırmaktan öteye gitmez. Elbette yaptığım görüşmelerde bireyin psikolojik süreçleriyle ilgili keşiflerim olur, ama çoğunlukla onları kendime saklarım. Terapi dünyasında kullanılan yüzleşme vb. birçok tekniğin zamanlamasının, danışanın kabul ve hazır olma seviyesinin göz ardı edilerek yapıldığını düşünürüm hep. Danışanla ilgili keşifleriniz, tespitleriniz şık şahane olabilir ama yeri ve zamanı doğru olmadığında işe yaramaktan ziyade bambaşka yerlere gidebilir. Danışanın kendi iç dünyasında yapacağı keşifler sizin ona söyleyeceğiniz tespitlerden, yapacağınız yüzleştirmelerden her zaman daha faydalı ve iyileştiricidir.
Danışma yöntemleri üzerine tartışmayı keserek danışanın gerçeğine dönelim. Karar alma süreçlerinde zorluklar yaşayan kişilere ilk aşamada önerilecek yolları şöyle sıralayabilirim:
1. Konu hakkında kafa yormak en doğal hakkınız, ama oturup ne yapacağınızı uzun uzun düşünmek, stresi tetikler. Beklenti halinde olmak stresin en önemli sebeplerinden biridir. Beklentilerinizin boşa çıkabileceğini de akılınızın bir köşesinde bulundurun.
2. Çevrenizdeki lişilerden özellikle sizin iyiliğinizi düşünenlerin görüşlerine kulak verin. Kendi deneyimleriniz doğrultusunda , son kararın size ait olması gerektiğini asla unutmayın.
3. Yaşamanızda kendinizden başka düşünmeniz gereken kişiler olabilir. Ama bir an gerçekten kendi iç sesinize kulak verin. Gerçekten ne istiyorsunuz? En azından bu konuda kendinize dürüst olun.
4. Verdiğiniz karar sonucunda başınıza gelebilecek en kötü şey ne olabilir? “En kötüsü şu olur” dedikten sonra, bu durumu nasıl ele alabilir, nasıl başa çıkabilirsiniz bunu düşünün.
5. En kötüsenaryoyla başa çıkabileceğinize göre, sizi karar vermekten alıkoyan bir şey kalmamış demektir.
6. Kararınızı verdikten hemen sonra, aksiyonunuzu alın. Aldığınız kararla ilgili şüpheli düşünceler devam ettikçe, kararsızlığın karanlığında kalırsınız. Tüm süreci yeniden yaşamaya başlayabilirsiniz.
Karar vermek kolay bir iş değil. Sadece kendinizi ilgilendiren konularda karar vermek, çevrenizi etkileyecek konularda karar vermekten çok daha kolaydır. Çoğu insan böyle durumlarda bile sadece kendisi üzerinden karar vererek, süreci kolaylaştırmayı seçebilir.
Unutmayın bir kararın sonucunda yaşayacağınız stres, kararsızlık anlarınızda yaşayacağınız stresten daha az yıkıcıdır.

Kasım 25

YA SONRA?

teog

TEOG sınavından çıktıktan sonra…

Bugün Teog sınavının 1. Basamağı gerçekleşiyor, 1 milyonu aşkın öğrenci şu anda bu sınavda ter döküyor.
Kimi çok çalıştı, kimi çok çalıştırıldı. Stresleri yüksek. Öğrenciler sınava alışkındır, bu gerçeği unuttuğumuz bir yarış haline geldi bu TEOG sınavı.
Aile içi birçok dinamiğin ve çatışmanın ortaya çıktığı bir dönem yaşanır TEOG ailelerinde. Neyse ki bugün bu stres biraz azalacak. Sınavdan çıkan çocuklar biraz rahatlayacak. Sınav öncesiyle ilgili hazırlığı birçok ailenin yaptığından eminim, peki ya sınav sonrası? Bu daldan düşmüş biri olarak birkaç küçük öneride bulunayım:
Çocuğunuz sınav sonrası soru kontrolü yapmak istemeyebilir, bunu anlayışla karşılayın, bir şekilde ya okulda, ya kursta, veya özel ders öğretmeniyle bunların üzerinden geçecektir. Bu konuda acele etmeyin.
Sınavdan rahatlamış olarak çıkar, ancak birkaç saat sonra veya ertesi gün tekrar içine kapanabilir, özellikle soru-cevap kontrolü ve net sayısı yavaş belirlendikçe olumsuz duygular yaşayabilir. Bazıları içe kapanırken, bazıları öfkeli davranışlar sergileyebilirler. Bu durumlarda çocuklarınızı rahatlatıcı olmaya çalışın, “Çalışsaydın olmazdı”, “bak millete çalıştı yaptı netleri” benzeri karşılaştırmalar yapmayın.
Sınav sonrası siz onu dışarı çıkarmak hava aldırmak, bir yemek yedirmek isteyebilirsiniz, bu konuda isteksiz davranırsa anlayışla karşılayın, ne yapmak istediğini sorun ve destek olun.
Özellikle öfke ve üzüntüyü aynı anda yaşayabilirler, konuyu anlatamayan öğretmen, dersi atladı, dinleyemedim o konuyu vb.. Başkalarına sorumluluğu atan şeyler duyabilirsiniz, bırakın çözülsün, konuşsun, içten içe kendi hesaplaşmasını da yaşıyordur. Nötr davranmaya çalışın,
Ne sonuç alırsa alsın, başarılı veya başarısız olsun herşekilde onu sevdiğinizi, her zaman ihtiyaç duyarsa yardımcı olacağınızı kelimelerinize ve davranışlarınıza dökün. Bunun sadece bir sınav olduğunu, sonuçları ne olursa olsun, mutlu ve ayakları üzerinde durabilen bir birey olmasının önemini vurgulayın, bu deneyimle büyüdüğünü, daha birçok sınavdan geçeceğini o kadar da hayat memat meselesi olmadığını hem kendinize hem çocuğunuza söyleyin.
İkinci sınavın olması büyük bir şans, bu şansı iyi değerlendirebileceğini hatırlatın. İyi sonuç alan çocuklarda da, bazen 1. Sınavdan sonra bir gevşeme olabilir, çocukların biraz rahatlamasına izin verin, sonra tekrar tempoları sınav yaklaştıkça hızlanır.
Sınavın eğitim politikları açısından değerlendirmesine girmek istemiyorum, (sınav sonuçlarında iyi bir okula yerleşmenin zorluklarını, evde yaşanan çalışma/çalıştırma süreçlerini, okjulların verdiği not ortalamalarının etkilerini, buralarda dönen haksızlıkları) bir paranteze koydum. Yani işin gerçeği/realitesi önümüzde, bunu nasıl algılayıp yaşamak istersek o şekilde yaşarız. Son önerim sisteme karşı isyanınızı, eleştirinizi çocuğunuzun olduğu ortamlarda çok tekrarlamamanız. O zaten tüm bu gerçeklerin farkında ve bunlarla kendi çapında başetmeye çalışıyor. Siz sadece bu zor süreçte kendi olumsuz duygularınızı ona göstermeden sevgi, şefkat ve desteğinizi verin.
Sonuç ne olursa olsun.