Ağustos 4

Danışanlarımdan Öğrendiklerim

lesson

Psikolojik danışmanlık yaptığım sürece danışanlarımla çok özel anlar paylaştım, bu halen de devam ediyor. Aramızdaki güven ve mesleki etik açısından onların benimle paylaştıklarını sizlerle paylaşamam. Birçok farklı geçmişe, mesleğe sahip, çok geniş yelpazede olan danışanlarımla yaptığım çalışmalarda, birçok farklı problem tipiyle uğraşıyoruz ve benim için, onların problemleriyle başa çıkmaları ve dönüşümlerini izlemek gerçekten çok etkileyici olmuştur .
Bana güvenip, benimle hikayelerini paylaşmalarından her zaman onurlandım ve çok şey öğrendim.
Onlarla yaptığım yolculuklardan öğrendiklerimden birkaç ipucu:
Yanlışıyla, doğrusuyla kendinizi kabul ettiğinizde huzur bulacaksınız.
Bazen “hayır” demek mutluuğunuz için son derece önemlidir.
Karşılaştırmalar sizi hiçbir yere götürmez
Bazen iyi insanlar da hata yapabilir.
Dışarda bir yürüyüş her zaman iyi gelir.
İletişim her zaman en değerli anahtarınızdır.
Kullandığınız dile dikkat edin.
Bazen olayların sebeplerini bilemezsiniz
Öfke bize kendimizle ilgili birçok ipucu verir.
Mutluluk küçük şeylerle gelir..
Düzeltilmesi gereken bir problem, bir hata değilsiniz.

Psikolojik danışman olmak gerçekten zordur, ama buna rağmen son derece keyifli ve ödüllendiricidir.
Geçmiş ve şimdiki tüm danışanlarıma bana güvendikleri ve bana öğrettikleri şeyler için sonsuz teşekkür ediyorum.

Eylül 26

İçinizdeki Çocuğa İyi Bakın

innerchild

Danışanlarımdan çoğunlukla içimizdeki çocukla ilgili sorular gelir. Çoğu psikolojik sorunların kaynağı da çocukluğumuzda yatar ve bunu çözmeden üzerine çalışmadan yol alamayız. Konu aslında içimizde hala çocukluk, ve gençlik versiyonlarımızı taşımamızdır. Eğer bu çocuk, zorluklar, travmalar yaşamış ve iyileşememişse veya yaşadığı zorlukları aşmak için bulduğu stratejileri bugüne de taşıyorsa, psikolojik sorunlarla karşı karşıyayız demektir.
İçimizdeki çocuğun yaralı olduğunu, iyileşmeye ihtiyacı olduğunu nasıl anlayacağız?
Çevrenizdeki insanlara açık olmaktan korkuyor, onlara gerçek ihtiyaçlarınızı söylemekten, göstermekten kaçınıyorsanız,
Aşırı tepki gösterip, sürekli kendinizi savunuyorsanız, öfke, korku, üzüntü gibi olumsuz duyguları sıkça yaşıyorsanız,
Her ne kadar hayatınızı, ilişkilerinizi yönetmeye çalışıyorsanız da, herşeyin kontrolünüz dışında geliştiğini hissediyorsanız,
Kendinizi sıkça eleştirip, olumsuz duygularla yıpratıyorsanız,
içinizdeki çocuğun ihtiyaçlarına kulak vermelisiniz.
İçimizdeki yaralı çocuk, çoğunlukla kendini saklar, kendini korumak için stratejilerini belirlemiştir, acı, öfke, üzüntü gibi paravan duyguların arkasında gizlidir. Eğer içimizdeki çocuk, özümüzse bu acı, öfke, korku vb. olumsuz duyguları ondan aldığımızda elimizde ne kalır?
Bunun cevabı çoğınlukla bir maskenin, bir kalkanın arkasına gizlenmiştir. Buraya kimseyi yaklaştırmayız. Çaresizlik, yetersizlik, anlaşılamama gibi duyguları sıkça yaşarız.
Peki daha olumlu bir yaşam, ve doygun ilişkiler kurmak için bu yaralı çocuk nasıl iyilşecek?
Bunun için bireyin kendi kendini yıpratmasını önleyecek eleştirel, olumsuz içseslerini susturup, daha olumlu ve koruyucu içseslerini geliştirmesi gerekir. İçimizdeki doğal çocuk istek ve ihtiyaçlarını doğrudan ifade edebilmeyi denemeli ve öğrenmeli. Önerilen yöntemlerden bazıları, bireyin çocukluk döneminden keyif aldığı, hoşuna giden ilgi alanlarını yeniden keşfedip bugünkü yaşantısıyla yeni bağlar kurması, çocukluk dönemine ait sorunları bir psikolojik danışmana anlatması, çözüm yollarını belirlemesi, ve güvenilir kaynaklardan psikolojik destek ve rehberlik alması olarak özetlenebilir. Adım adım yapılan çalışmalarla içimizdeki çocuk iyileşir, yeniden güven kazanır, kalkanını indirir ve çevresiyle olumlu ilişkiler kurmayı öğrenir.
Doğal çocuğumuz en değerli hazinemiz, yaşama sevincimiz, en saf, en otantik, en samimi duygularımızı barındırıyor. İçimizdeki çocuğu seversek ve onun ihtiyaçlarına kulak veririsek, başkalarını korkusuzca sevebiliriz, gerektiği kadar risk alabiliriz, doğallıkla ilişkilerimizi yönetebiliriz.
İçinizdeki çocuğa iyi bakın.

Kasım 25

YA SONRA?

teog

TEOG sınavından çıktıktan sonra…

Bugün Teog sınavının 1. Basamağı gerçekleşiyor, 1 milyonu aşkın öğrenci şu anda bu sınavda ter döküyor.
Kimi çok çalıştı, kimi çok çalıştırıldı. Stresleri yüksek. Öğrenciler sınava alışkındır, bu gerçeği unuttuğumuz bir yarış haline geldi bu TEOG sınavı.
Aile içi birçok dinamiğin ve çatışmanın ortaya çıktığı bir dönem yaşanır TEOG ailelerinde. Neyse ki bugün bu stres biraz azalacak. Sınavdan çıkan çocuklar biraz rahatlayacak. Sınav öncesiyle ilgili hazırlığı birçok ailenin yaptığından eminim, peki ya sınav sonrası? Bu daldan düşmüş biri olarak birkaç küçük öneride bulunayım:
Çocuğunuz sınav sonrası soru kontrolü yapmak istemeyebilir, bunu anlayışla karşılayın, bir şekilde ya okulda, ya kursta, veya özel ders öğretmeniyle bunların üzerinden geçecektir. Bu konuda acele etmeyin.
Sınavdan rahatlamış olarak çıkar, ancak birkaç saat sonra veya ertesi gün tekrar içine kapanabilir, özellikle soru-cevap kontrolü ve net sayısı yavaş belirlendikçe olumsuz duygular yaşayabilir. Bazıları içe kapanırken, bazıları öfkeli davranışlar sergileyebilirler. Bu durumlarda çocuklarınızı rahatlatıcı olmaya çalışın, “Çalışsaydın olmazdı”, “bak millete çalıştı yaptı netleri” benzeri karşılaştırmalar yapmayın.
Sınav sonrası siz onu dışarı çıkarmak hava aldırmak, bir yemek yedirmek isteyebilirsiniz, bu konuda isteksiz davranırsa anlayışla karşılayın, ne yapmak istediğini sorun ve destek olun.
Özellikle öfke ve üzüntüyü aynı anda yaşayabilirler, konuyu anlatamayan öğretmen, dersi atladı, dinleyemedim o konuyu vb.. Başkalarına sorumluluğu atan şeyler duyabilirsiniz, bırakın çözülsün, konuşsun, içten içe kendi hesaplaşmasını da yaşıyordur. Nötr davranmaya çalışın,
Ne sonuç alırsa alsın, başarılı veya başarısız olsun herşekilde onu sevdiğinizi, her zaman ihtiyaç duyarsa yardımcı olacağınızı kelimelerinize ve davranışlarınıza dökün. Bunun sadece bir sınav olduğunu, sonuçları ne olursa olsun, mutlu ve ayakları üzerinde durabilen bir birey olmasının önemini vurgulayın, bu deneyimle büyüdüğünü, daha birçok sınavdan geçeceğini o kadar da hayat memat meselesi olmadığını hem kendinize hem çocuğunuza söyleyin.
İkinci sınavın olması büyük bir şans, bu şansı iyi değerlendirebileceğini hatırlatın. İyi sonuç alan çocuklarda da, bazen 1. Sınavdan sonra bir gevşeme olabilir, çocukların biraz rahatlamasına izin verin, sonra tekrar tempoları sınav yaklaştıkça hızlanır.
Sınavın eğitim politikları açısından değerlendirmesine girmek istemiyorum, (sınav sonuçlarında iyi bir okula yerleşmenin zorluklarını, evde yaşanan çalışma/çalıştırma süreçlerini, okjulların verdiği not ortalamalarının etkilerini, buralarda dönen haksızlıkları) bir paranteze koydum. Yani işin gerçeği/realitesi önümüzde, bunu nasıl algılayıp yaşamak istersek o şekilde yaşarız. Son önerim sisteme karşı isyanınızı, eleştirinizi çocuğunuzun olduğu ortamlarda çok tekrarlamamanız. O zaten tüm bu gerçeklerin farkında ve bunlarla kendi çapında başetmeye çalışıyor. Siz sadece bu zor süreçte kendi olumsuz duygularınızı ona göstermeden sevgi, şefkat ve desteğinizi verin.
Sonuç ne olursa olsun.

Ekim 19

Çok Büyük Trajedilerle Başa Çıkmak Mümkün mü?

ankaragarı

Bu kadar büyük çaplı bir terör saldırısından sonra, hayatını kaybedenler, yaralılar, hayatta kalanlar, yakınını kaybedenlerle binlerce kişinin etkilendiği büyük bir terör saldırısının yaralarını sarmaya çalışıyoruz. En son Ankara metrosunda bir kadının çığlığıyla yaşanan izdiham görüntüleri, olayın toplumsal etkisini gözler önüne seriyor.
Olaydan doğrudan veya dolaylı etkilenen her bireyin ruh sağlığı profesyonellerine ulaşması pek mümkün olmayabilir. Bazıları olayın hemen ardından tepki gösterirken , alanda patlamaya tanıklık etmiş kişilerden bazılarının daha geç tepki gösterebileceğini unutmayalım. Toplumdaki yarılma, siyasetteki belirsizlik, çatışmaların devam etmesi iyileşme sürecini daha uzun ve sancılı bir hale getiriyor.
Alanda patlamaya maruz kalanların yaşadıkları, ve tanıklıklarının her biri büyük bir travmanın parçaları, bununla birlikte daha sonra yaşanan süreçte kayıp ve yaralı yakınlarının yaşantıları da bunun ayrı bir boyutu. Olaydan doğrudan veya dolaylı etkilenmiş büyük bir kitle var, ve acımız büyük. Memleketin, kendimiz ve çocuklarımız için yaşanılacak ülke tanımından çıkmaması için birbirimize merhem olma zamanı… Konuşma ve paylaşma zamanı..
Ruhsal iyileşme sürecimize yardımcı olacak birkaç yol:
Bazen korktuğumuzda veya üzgün olduğumuzda, nefesimiz kesilir, bu durumlarda gözlerinizi kapayın ve derin derin nefes alın. Sakinleşinceye kadar bunu sürdürün. Kısa bir yürüyüş veya yakın bir arkadaşla konuşmak sizi rahatlatabilir.
Eğer mümkünse bir müddet önemli kararlar almamaya, bunu geciktirmeye çalışın. Size büyük bir değişikliğin iyi geleceğini düşünebilirsiniz, ancak bu acınızı çok dindirmeyecektir. Kendinize biraz zaman tanıyın.
Yaşamınızı bir müddet sadeleştirin. Günlük işler, alışveriş, çocuklar vb.. Bunlardan sadece yapmanız gerekenleri yapın, bazılarını eleyin, kendinize fazla yüklenmeyin.
Bedeninize ve zihninize özen gösterin, sağlıklı beslenin, günlük yürüyüş veya spor yapmaya çalışın. Uzun yürüyüşler ve spor depresyonunuzu atmanıza ve daha iyi uyumanıza yardımcı olabilir.
Alkol ve diğer maddeleri kullanmaktan sakının, bunlar geçici olarak acınızı bloke edebilir ancak iyileşmenizi önler. Yaşamınızdaki trajediyi atlatmanız için duygularınızı yaşamalı ve yaşamınıza odaklanmalısınız.
Kendinizi kötü hissettiğinizde veya bir panik atak yaşadığınızda size yardımcı olabilecek bir arkadaşınızın tel. numarasını acil arama listenize alın.
Bir ruh sağlığı profesyoneli ile konuşun. Alanda sizin gibi etkilenmiş, yakınını kaybetmiş, yaralanmış kişilerle yaşadıklarınızı, duygularınızı paylaşabileceğiniz ortamlara katılın. Bu herkesin iyileşmesine katkıda bulunacaktır.
Kendinizi hazır hissettiğinizde, olağan rutin hayatınıza yavaş yavaş dönün. Ancak kendinizi aktiviteye boğmayın. Kafanızı meşgul edecek uğraşlarınıza dönün
Çocuklarınız varsa onlarla konuşun, onlar bu cinayetlerin görünmeyen kurbanlarıdır. Onlarla vakit geçirin.
Bazı durumlarda bir müddet sosyal medyadan uzaklaşmanız size iyi gelebilir, eğer basın sizden demeç almak isterse, buna gerçekten hazır olup olmadığınıza karar verin. Bazen sizin yerinize bir yakınınızın açıklama yapması daha uygun olabilir.
İşin hukuksal boyutunda bu konularda deneyimli avukatlardan yardım alın.
Çevrenizdeki güvenilir kişileri dinleyin, onların görüşlerinden faydalanın. Ancak unutmayın çevrenizde, katliam kurbanlarından faydalanmak isteyenler de olabilir, onlardan uzak durun. En güvendiğiniz kişileri yakınınızda tutun.
Her gün kendinize 30 dakikalık bir zaman tanıyın, olumsuz duygularınızı, öfkenizi, korkunlarınızı acınızı düşüncelerinizi, kabuslarınızı bu yarım saatlik sürede hatırlayın ve yazın. Sakinleşmek için sevdiğiniz bir müzik veya rahatlama meditasyon müzikleri dinleyebilirsiniz.Eğer uyuyamıyorsanız, kendinize söylenmeyin veya uyuyamadığınız için endişelenmeyin. Hafif bir müzik dinleyerek, uzandığınızda veya bir kitap okurken uzandığınızda da dinlenirsiniz. Eğer uyku problemleri devam ederse doktorunuza danışınız.
Başkalarına yardım edebileceğiniz yollar bulun bu kendi acınızı unutmanıza yardımcı olur.
Ailenizden, arkadaşlarınızdan, profesyonellerden yardım alın. Travmayla başetme, vücudunuzda bir hastalık olduğunda veya kaza geçirdiğinizdeki iyileşme süreçleriyle benzerlikler gösterir. Nasıl doktor ve hemşireler hastalığınızda size yardımcı oluyorsa, eğitimli ruh sağlığı uzmanları, kayıplarla ve acılarla başetme konusunda size yardımcı olacaktır.
Size umut veren şeyleri düşünün, bunları bir liste yapın, kötü günlerde bu listeye dönün.
Kaybımız ve korkumuz ne boyutta olursa olsun, acının sonsuz olmadığını hatırlamak önemli. Acı zamanla, bir şekilde azalacak ve yaşama sevinci geri gelecek. Geldiği zaman onu yaşayın, gittiği zaman bırakın gitsin, yaşama sevinciniz geri geldiği zaman, kendinize bunu yaşamak için izin verin. Acıyı canlı tutmaya mecbur değilsiniz, zamanla gülümsemeler, kahkahalar, neşe, ve yaşama sevinci geri gelecek.
Terör kurbanları, yaşadıkları deneyimle değişirler, hiçbirşey artık onlar için aynı olmayacaktır, ancak artık hayatı farklı karşılayacak ve anlamlandıracaklardır.
Çok büyük trajedilerle başaçıkmak mümkün, çünkü hala umudumuz var.