Eylül 21

PERFORMANS ÇIKMAZI

performans

Motivasyon, performans, potansiyel bunlar hep tanımlamaya çekindiğim kelimelerdir. Kimseyle de tartışmayı sevmem, tanım vermeyi sevmem. Çalışma hayatı zaten yeterince zorlu bir de bu tanımlamalar girince işin içine iyice karışıyor durumlar.

Benim motivasyon tanımımda kişiyi harekete geçiren ne paradır, ne mevki benim için konuya ilgidir. Klasik motivasyon teorisyenleriyle bu noktada buluşurum. Ama kişinin çocukluğuna inmeden de bu işin içinden çıkılabileceğine çok inanmam. Bireyin çocukluğunda aldığı komutlar, ebeveynleri tarafından sevilmesi ve kabul görmesi için sergilediği davranışlar öyle bir yer eder ki, bir bakmışınız bugünkü çalışma ve yaşam stilinizi tamamen şekillendirmiş. “Güçlü olmalıyım, kimseden yardım istemeden bu işi yapabilirim”, ya da “müşterimi ve patronumu o kadar memnun etmeliyim ki ancak o zaman kendimi iyi hissedebilirim.” Çalışanlarınızdan duyabileceğiniz “bana başarılı olmam için ne yapamam gerektiğini söyle” Bunlar verebileceğim birkaç örnek…

Performansa gelince istek, bağlılık, motivasyon, yetenek bunların bir bütünü performans. Bu bütünün parçalarından biri eksik olduğunda iyi performanstan bahsetmek mümkün mü ? Çok yetenekli ama disiplinsiz… Ya da tıkır tıkır çalışan bir kişinin demotive hallerini düşünün, kolunuzdaki saatin teklemesi gibi… Ekipte arıza.
Ya potansiyele ne demeli? Benim potansiyel tarifim çıktıya bakar. Bir kişi hakkında “potansiyeli var ama …. “ diye başlayan cümlelere kuşkuyla yaklaşırım. Hayatım boyunca da bu tür cümleler kurmaktan sakındım. Eğer sizin de çeverenizde size bu cümleyi kurduracak çalışanlar var ise önce zemine, ortama bakın. Bu cümle çalışanların performansı hakkında değerlendirme yaparken olaya ve duruma çok yönlü bakmamızı engelleyen en önemli başlangıç noktasıdır.
Bu iş tıpkı toprağını, havasını, suyunu, güneşini sevmeyen çiçeğe benzer, çalışanların performansı zamana, çalışanın kendi iç dünyasına, işin nüvesine, ortamın havasına, patronun tarzına göre değişebilir.
Yüksek performans, hep motive çalışanlar, potansiyellerin sonuna kadar kullanıldığı bir iş dünyası inanın çok daha sıkıcı olurdu. Doğanın dengesi artı ve eksiler bir arada, iyiler ve kötüler, güzeller ve çirkinler, çalışkanlar ve tembeller, aptallar ve akıllılar. Tüm denge bu şekilde kurulmuşken şirketlerin iyiler, güzeller, akıllı ve çalışkanlarla dolup taşmasını bekleyemeyiz. Hal böyleyken firmanın kendini formda tutma çabaları ve istediği performansı vermeyen, potansiyelini kullanmayanlardan kurtulma çabaları her daim performans çıkmazına girecektir. Arabanızla çıkmaz sokağı görür ve geri manevra yaparsınız, peki firmalar neden bu manevrayı yapmazlar?
Bence bu sorunun cevabını hepimiz biliyoruz.
Düşünmek için tekrar kendinize, çevrenize, kurumunuza bir bakın.