Ağustos 4

Danışanlarımdan Öğrendiklerim

lesson

Psikolojik danışmanlık yaptığım sürece danışanlarımla çok özel anlar paylaştım, bu halen de devam ediyor. Aramızdaki güven ve mesleki etik açısından onların benimle paylaştıklarını sizlerle paylaşamam. Birçok farklı geçmişe, mesleğe sahip, çok geniş yelpazede olan danışanlarımla yaptığım çalışmalarda, birçok farklı problem tipiyle uğraşıyoruz ve benim için, onların problemleriyle başa çıkmaları ve dönüşümlerini izlemek gerçekten çok etkileyici olmuştur .
Bana güvenip, benimle hikayelerini paylaşmalarından her zaman onurlandım ve çok şey öğrendim.
Onlarla yaptığım yolculuklardan öğrendiklerimden birkaç ipucu:
Yanlışıyla, doğrusuyla kendinizi kabul ettiğinizde huzur bulacaksınız.
Bazen “hayır” demek mutluuğunuz için son derece önemlidir.
Karşılaştırmalar sizi hiçbir yere götürmez
Bazen iyi insanlar da hata yapabilir.
Dışarda bir yürüyüş her zaman iyi gelir.
İletişim her zaman en değerli anahtarınızdır.
Kullandığınız dile dikkat edin.
Bazen olayların sebeplerini bilemezsiniz
Öfke bize kendimizle ilgili birçok ipucu verir.
Mutluluk küçük şeylerle gelir..
Düzeltilmesi gereken bir problem, bir hata değilsiniz.

Psikolojik danışman olmak gerçekten zordur, ama buna rağmen son derece keyifli ve ödüllendiricidir.
Geçmiş ve şimdiki tüm danışanlarıma bana güvendikleri ve bana öğrettikleri şeyler için sonsuz teşekkür ediyorum.

Şubat 28

EGO’dan BEN’e

ego5

Yazgı Atölyelerine katılan birçok katılımcıyla EGO’ları çalışmaya başladığımızda bildiklerimizin çok ötesine geçiyoruz. Duygu-düşünce ve davranışlarımız kısacası iletişimin psikolojisi bizim için bambaşka bir anlam kazanıyor. İş ortamı, aile ortamı veya eşimiz/sevgilimizle ilişkilerimize çok daha farklı yönlerden bakabiliyoruz. İlişkilerimizi baltalayıcı iletişimin, çok derinlerde yatan bir kaynaktan nasıl akıp bugünkü hayatımızı etkilediğini görebiliyoruz.

Kişiliğimizin psikolojisine geldiğimizde ise malzememiz çok zengin, şimdilerde çok moda kavramlarla anlatılan transgenerational , yani nesilden nesile geçen değerler,inançlar, öğretiler ve geçmişin bizde bıraktığı izler EGOlarımızı oluşturan en önemli varlık listemize giriveriyor.
“Peki bu mirası olduğu gibi kabul edecek miyim? Bugünün koşulları içinde kendi varlığımın onanma ihtiyacı içinde, kendimi gerçekleştirirken, bu EGOları, bu kayıtları hala kafamda bir yerlerde taşırken, hem iletişim halindeyken, hem de kendi iç hesaplaşmalarımı yaparken, kararlarımı verirken hangi EGOm galip çıkacak? Ya duygularım, onlar da bana bir şey anlatıyor, peki bunu nasıl anlamlandırmalıyım?”

İnsan ruhunun en değerli varlığı olan, içimizdeki çocuğun kafası tüm bu olup bitenlerden biraz karışır. Mutlu olma halini çok sık yakalayamadığımız günlerde, onun yerine olumsuz duygular basar ruhumuzu, diğer taraftan istek ve ihtiyaçlarımız elbetteki karşılanmayı bekler. Neyi ne kadar ve neden istediğimizin yanıtı bizde ama yanıtların olduğu odanın anahtarları kayıp gibi görünüyor. İşte böyle çok soru işaretli durumlarda içimizdeki çocuğa kulak vermek bizi oldukça rahatlatır.

Ruhumuzu kaplayan tüm bu enerji sistemini sakinleştirecek olan EGO, kuşkusuz aklımızda ruhumuzda bir yerlerde çıkmak için fırsat arıyor. Onu çıkarıp sakinleşmemiz gerekiyor. Tüm seçenekleri ortaya koymadan önce sonuçlar ne olursa olsun özsevgi ve özsaygımızı hatırlatan EGO harekete geçtiğinde ve ruhumuzun tüm yargılayıcı ve kendimizi yetersizleştiren düşünceleri bıraktığında, bilgimiz, becerimiz, ve analitik düşüncelerimizin ışığında salim bir kafayla düşünmek, değerlendirmek ve problemi çözmek ya da karar vermek; işte tam da BEN olduğumuz an.